MENÜ

Taşınmazın On Üç Yıl Boyunca Kamulaştırılmamasının Mülkiyet Hakkının İhlali Olduğu Hk.AYM Kararı

Taşınmazın On Üç Yıl Boyunca Kamulaştırılmamasının Mülkiyet Hakkının İhlali Olduğu Hk.AYM Kararı
09 HAZİRAN 2019
Taşınmazın On Üç Yıl Boyunca Kamulaştırılmamasının Mülkiyet Hakkının İhlali Olduğu Hk.AYM Kararı

KARAR

Başkan : E.Y. Üyeler : R.K., C.M.A., M.T., R.A. Raportör : M.A.

Başvurucu : N.G.

I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanına ayrılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ 2. Başvuru 18/3/2016 tarihinde yapılmıştır. 3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. 4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. 5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR 6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: 7. Başvurucunun maliki olduğu Denizli'nin Merkez ilçesi Çukurköy mevkii 348 ada 4 parsel sayılı taşınmazın imar durumu, Aydın-Denizli otoyolu kamulaştırma sınırlarını gösteren 1/1000 ölçekli planda Cankurtaran Belediyesi Meclisinin 6/4/2006 tarihli kararıyla yol olarak belirlenmiştir. 8. Aydın-Denizli otoyolu kapsamında kaldığı gerekçesiyle başvuru konusu taşınmazla ilgili olarak 14/9/2011 tarihinde kamulaştırma işlemine başlanmış ve 20/9/2011 tarihinde de kamu yararı kararı alınmıştır. Başvuru Numarası : 2016/5392 Karar Tarihi : 9/5/2019 3 9. Başvurucu, imar planında kamu hizmeti alanına ayrılan taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) aleyhine 29/6/2011 tarihinde Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davası açmıştır. Mahkeme 4/7/2013 tarihinde yargı yolu yönünden görevsiz olduğundan dava dilekçesinin reddine karar vermiştir. 10. Başvurucu, açmış olduğu davada idari yargı mercilerinin görevli olduğunun tespiti üzerine bu kez 17/9/2013 tarihinde Denizli İdare Mahkemesinde (Mahkeme) İdare aleyhine maddi tazminat istemli tam yargı davası açmıştır. 11. Mahkeme 11/4/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde, kamulaştırılmasına karar verilen ancak yol projesinde yapılan değişiklik üzerine alınan kamu yararı ve kamulaştırma çalışmalarına başlama kararlarının kaldırılmış olması (ref'i) nedeniyle kamulaştırmasız el atmadan bahsedilmeyeceği belirtilmiştir. 12. Karar, başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Danıştay Altıncı Dairesi (Daire), ara kararı ile İdareye yazılan müzekkereye verilen cevapta taşınmazın bulunduğu alanda yeni bir kamulaştırma planı hazırlanmakta olduğu, söz konusu planın hazırlanmasını müteakiben gerekli işlemlere başlanacağı ve satın alma görüşmelerine geçileceği belirtilmiştir. 13. Pamukkale Belediye Başkanlığına yazılan müzekkereye ise yürürlükte olan imar planında başvuru konusu parselin taşıt yolunda ve kamulaştırma sınırı içinde kaldığı, İdare tarafından hazırlanan yol projesinin 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planına işlendiği cevabı verilmiştir. 14. Temyiz edilen karar, Danıştay Altıncı Dairesinin (Daire) 13/10/2014 tarihli kararıyla onanmıştır. Kararda, söz konusu taşınmaz hâlen kamulaştırma kapsamında olduğundan kamulaştırma işleminin tamamlanarak bedelinin ödeneceği hususunun kuşkusuz olduğu belirtilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Daire tarafından 10/2/2016 tarihinde reddedilmiştir. 15. Nihai karar 15/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. 16. Başvurucu, nihai kararın tebliği üzerine 18/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK 17. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal (B. No: 2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-29) kararı.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

...
 

38. İmar planlarında kamu hizmetine ayrılan taşınmazların -diğer yollarla temini mümkün olmadığı takdirde- belirli bir süre içinde kamulaştırılması gerektiği, kamulaştırma süresinin uzamasının mülkiyet hakkının tanıdığı yetkilerin kullanımı noktasında belirsizliğe yol açacağı kuşkusuzdur. Somut olayda başvurucuya ait taşınmaz 2006 yılında yapılan uygulama imar planıyla kamu hizmeti alanına ayrılmıştır. Buna göre taşınmaz üzerindeki kısıtlamanın 2006 yılından itibaren yaklaşık on üç yıldan beri devam ettiği dikkate alınmalıdır. İdare tarafından bu taşınmazın kamulaştırılmasından vazgeçildiği belirtilmiş ise de taşınmazın kamu hizmeti alanına ayrılmasından kaynaklanan kısıtlamaların devam ettiği görülmektedir. Bu kısıtlamaların ancak imar planı tadilatı yapılması üzerine taşınmazın kamu hizmeti alanından çıkarılmasıyla kalkacağı açıktır. Fakat başvurucunun talebine rağmen kamu makamlarınca bugüne kadar imar planı değişikliğinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. 39. Dolayısıyla taşınmazın kamu hizmeti alanına ayrıldığı tarihten itibaren bugüne kadar başvurucunun taşınmaz üzerindeki mülkiyet haklarından dilediği gibi istifade edemediği açıktır. Buna göre taşınmazın kamu hizmeti alanı olarak belirlenmesinden sonra beş yıl gibi bir süre kamulaştırılmaması makul görülebilirse de somut olayda olduğu gibi yaklaşık on üç yıldır devam eden kısıtlamanın taşınmaz maliki yönünden aşırı bir külfete yol açtığı kuşkusuzdur. 40. Gerçekten de yukarıda da değinildiği üzere başvurucunun taşınmazı üzerinde on üç yıl boyunca inşaat yasağı gibi kısıtlamalar devam etmiştir. Başvurucu, bu taşınmazı dilediği gibi hukuki işlemlere konu edememiş ve taşınmazın değeri üzerinde olumsuz bir etkiyle karşılaşmıştır. Nitekim başvurucu dava aşamasında şerhin uzun sürmesi nedeniyle zarara uğradığını açıkça belirtmiştir. Buna göre tazminat istemlerinin yalnızca kamulaştırma bedeli ile de sınırlı olmadığı anlaşılmaktadır. Kısıtlamanın ölçülü olabilmesi için başvurucu yönünden anılan kısıtlamaların yol açtığı zararların da tazmin edilmesi gerekir. 41. Sonuç olarak somut olayda kamu makamlarının taşınmazın kamulaştırılması ya da kamulaştırılmaya gerek duyulmaması durumunda imar planı değişikliğiyle taşınmaz üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması hususundaki edilgen tutumlarına rağmen herhangi bir tazminat ödenmemesinin başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirtmek gerekir. Bu sebeple başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır. 42. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. 

...

VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Adli yardım talebinin KABULÜNE, B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, C. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Denizli İdare Mahkemesine (...) GÖNDERİLMESİNE, E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

E-Bülten Aboneliği